RESIM PAYLASIMI
Mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nı okudunuz mu? Yakın tarihin esrarengiz cinayetlerinin ardındakiler ve inanılmaz zihin kontrol teknikleri.. Hepsi ve daha fazlası gerilim ve gizem dolu mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nda..

26 Temmuz 2018 Perşembe

İslam ve Demokrasi

Demokrasinin İslamdaki yeri nedir?

Öyle uzun uzadıya akademik cümleler kurmayacağım, anladığımı söyleyeyim:

Bu sorunun cevabı demokrasiyi rejimin neresine koyduğunuz ile alakalı olabilir.

(Elbette lâik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nden bahsetmiyorum)


Yüzyıllar boyunca "İslam'a göre yönetim şekli nedir?" sorusu, cevabını yine yüce kitapta, rasulallahın uygulamalarında ve islam tarihinde bulur.

İslam, kalıp olarak bir yönetim şekli, rejim belirlemez. İslam, tıpkı insana yaptığı gibi, devletler için de ahlâk, adalet ve faydaya dayalı optimist bir çerçeve belirler. Bu çerçeve içerisinde kalmak suretiyle, insan da, devlet de iradesi ve seçimlerinde özgürdür. Bu kısıtlı seçim iradesinin, insana bırakılması zamanın içinde değişen konjonktüre ayak uydurmayı kolaylaştırmak içindir.

Tarihten iki örnek:

Hz.Musa, halkını mucizevi bir şekilde denizden geçirdikten sonra, çölde putlara tapan bir kavim görürler. Dönüp peygambere derler ki "Ey Musa sen de bize bir ilah yap da, ona tapalım" Dünya tarihinde hayal kırıklığının adıdır bence Hz.Musa'nın kavmi.. O kadar mucizeye şahit olduktan sonra, Kızıldenizin ikiye bölünüp yarılmasından Firavun'un bile secdesini gördükten sonra nasıl bir zeka halen peygambere böyle bir teklif getirebilir? Peygamberin yerinde kim olsa, ağız dolusu küfür eder bu nankörleri yanından uzaklaştırırdı ama Hz.Musa'nın cevabı manidardır: "Siz gerçekten cahil bir topluluksunuz.."

İstanbul 'un muzaffer komutanı Fatih Sultan Mehmed Han, tebdili kıyafet pazara uğrar. Bir esnaftan alışveriş yapacak olur. Esnaf: "Kusura bakma molla efendi, ben satış yaptım ama şu yan komşum daha siftah yapmadı. Benden değil, ondan alışveriş yap" diyince, Hz.Peygamberin hadisine mazhar olan komutan, halkının bu yüce gönüllülüğüne hayran kalır.

Örneklerdeki iki ayrı anlayış seviyesindeki halkı, aynı rejimle yönetmek başarılı sonuçlar doğurmaz. Halkın bilinç seviyesi ile yönetim şeklindeki baskı unsuru ters orantılıdır. Neler olduğunu anlamayan halkların, olayların farkında olanları tarafından baskı ile yönetilmesi halkın yararınadır. Eğer toplumsal bilinç
seviyesi gelişmiş işe, özgürlük alanları da genişlemelidir.

Peki özgürlük kelimesinin yan yana kullanıldığı Demokrasi, islâmî rejimin ana gövdesini mi oluşturur? Buna cevap vermeden önce demokrasinin temel tarifine göz atalım:

Mealen demokrasi "devlet yönetiminde kararı halka soralım, çoğunluk ne istiyorsa o olsun"dur.

Peki ya bu kanunlar, kurallar Yüce Allah'ın kanunları ile çelişiyorsa?

Örneğin X Cumhuriyetinde bir referandum yapılsa ve halka "domuz eti yensin mi?" diye sorulsa, Hz.Musa'nın kavminin özelliklerini taşıyan halk "yiyelim tabi" diyebilir. Ne oldu? Demokrasi islam ile çelişti..

Öte yandan halifelik makamının seçimlerinde, çoğunluğun kararına uyulduğu da görülüyor islam tarihinde.. Ne oldu? Demokrasi İslama uydu..

İslami yönetim şekli içerisinde, hangi rejimin gerekli olduğu halka sorulabilir. Monarşi, parlamenter meclis veya başkanlık rejiminin, şeklinin, şablonunun bir önemi yoktur. Önemli olan o X Cumhuriyetinin islâmî kaidelere uyup uymayacağı, o dairede kalıp kalmayacağıdır.

Demokrasiyi islamin üstünde tutarsanız, 40 yıl Sina çölüne müstehak olursunuz.. İslâmı demokrasi ile desteklerseniz, peygamberin övgüsüne mazhar olanlardan olursunuz..

Yani daha önce akıllı bir adam tarafından da söylendiği gibi "demokrasi amaç değil, araçtır"



koddostu facebook koddostu google+ koddostu twitter
Paylaş
Uyarı
Blogda yazılan herşey gerçeklere dayalı kurgu teorilerdir. Telif hakkı içermez. Dilediğiniz gibi kopyalayabilir, kaynak göstermeden kullanabilirsiniz.

@nushirevan