RESIM PAYLASIMI
Mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nı okudunuz mu? Yakın tarihin esrarengiz cinayetlerinin ardındakiler ve inanılmaz zihin kontrol teknikleri.. Hepsi ve daha fazlası gerilim ve gizem dolu mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nda..

4 Nisan 2017 Salı

''Mutluluk Planlanır hahahah..''

"Sakın ha, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma" (İbrahim-42)


Parkta oynayan Suriyeli çocuğa yapılan 1 Nisan şakası..

Yakın.. Çok yakın..

Orası Suriye.. Parçalanmış, bölünmüş, her bir parça diğeriyle kavgalı.. Türkmenler, kürtler, araplar ve daha niceleri.. Onlar da yakın.. Çok yakın..


Güzel söz söylemesini bilen biri ''Acı çekiyorsan canlısın, başkalarının acısını hissediyorsan insansın'' demişti. Suriye, Irak, Yemen, Somali, Doğu Türkistan, Arakan ve tabi Filistin.. Kilometrelerce uzaktan başkalarının acısını hissettiren, kan kokan topraklar, mermi delikli binalar, duvarlar.. Dilini anlamadığımız bir kadın feryadı.. Yıkıntılar arasından oğlunun cesedine sarılan babanın ağzından seçilen ''Jenna..'' kelimesi.. Dünyada cehennemi tadan, cennete gitmemeli mi zaten? Hz.İbrahim'in bahçesinde koşturan yetim, öksüz çocukların ortak dili arapça değilse nedir? 

Yakın, hem de çok yakın.. 

Halep dediğin, iki şehir arası..

Yavuz Sultan Selim'in emanet sancağı..

İdlib de yakın..

Bu yakınlıktan bir haber düştü bültenlere.. Dediler ki ''Esed klor bombasıyla saldırmış İdlib'e..'' Çocuklar ölmüş hem.. Dünyanın gözü önünde kimyasal silahların kirlettiği yüzlerce taze beden..

Ha sosyal medyayı da kullanıyoruz bak yalan değil. Bir gıda firması işgüzar bir reklam çekmiş de onu tartışıyoruz aramızda. O bu muydu, şu falan mıydı diye birbirimize küfürler ederek hem de.. Yetmiyor reklamı tersten sarıp duyduğumuz seslere anlamlar yüklüyoruz. 

Ben ne mi yapacağım? Sorular bildiğiniz yerlerden gelecek, korkmayın. Siz reklamı konuşmak istiyorsunuz ben İdlib'i.. İyisi mi her ikisini birden anlatalım:

***
Suriye'nin batısında yer alan Han Şeyhun kasabası, baharın gelişi ile yeniden canlanan doğanın vaad ettiği umudu çocukların sokaklardaki çığlıklarıyla taşıyordu. Güneşli havayı fırsat bilen çocuklar sokakları doldurmuştu


Ancak hiç bir güzel şey sonsuza dek sürmezdi zaten.. Çocuklardan önce onları izleyen büyüklerin gözleri güneşli gökyüzüne döndü..


Savaş uçakları Suriye hava sahasında sık görülürdü ama bu defa yaklaşıyorlardı. 
Akıllardaki tek soru: Dost mu? Düşman mı?


Uçaklar hain bombalarını bıraktılar..



Bağırış çağırışların sesini, uçak motorlarının sesi bastırıyordu. Evlerine doğru koşan çocuklar daha ne olduğunu anlamadan bombanın patlaması ile donakaldı.


Evleri saran ateşin ardından yayılan gaz, rüzgarın da etkisiyle hızla Han Şeyhun sokaklarına yayılmaya başladı.


Yardım konvoyunda erzak sırası bekleyenler önce bomba sesinden korktular ama asıl onları korkutan sokaklara yayılan sarı-yeşil dumandı.


Erzak umuduyla yollara koyulan bedenler birer birer yere düşmeye başladı.


Yere düşenler hareket etmiyordu. Hayatta kalanlar ise acılar içinde inliyordu.


Kimyasaldan korunmak için hayatta kalanlar diğerlerine yardım için su taşımaya taşıdılar. Kimyasala bulanan bedenleri yıkamaya başladılar.


Ölü zannedilenler bile hareket edemeyen masumlardı. Sadece ölmek için bekledikleri o bir kaç dakika; aylar, yıllar gibi geliyordu.


Bu çocuklar zihinlerinden çok daha büyük acılarla sonsuz bir uykuya daldılar. ''Masumiyet nedir?'' diye sorulsa ''Uyuyan bir çocuk'' cevabını verirdim. Şimdi o kavramlar o kadar birbirine karıştı ki, artık ne diyeceğimi bilemiyorum.

Bildiğim tek şey, ''o gün'' geldiğinde bu çocukların söyleyecekleri şey:

''Şimdi hesaplaşma zamanı..''
koddostu facebook koddostu google+ koddostu twitter
Paylaş
Uyarı
Blogda yazılan herşey gerçeklere dayalı kurgu teorilerdir. Telif hakkı içermez. Dilediğiniz gibi kopyalayabilir, kaynak göstermeden kullanabilirsiniz.

@nushirevan