RESIM PAYLASIMI
Mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nı okudunuz mu? Yakın tarihin esrarengiz cinayetlerinin ardındakiler ve inanılmaz zihin kontrol teknikleri.. Hepsi ve daha fazlası gerilim ve gizem dolu mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nda..

16 Şubat 2014 Pazar

Enstitü 2 - Misyon


Joseph Angus Cannon veya bilinen adıyla ‘’Joe’’ Kuzey Teksas Üniversitesi ‘nde salonu dolduran 70 kişilik Türk polisine son konuşmasını yapıyordu. TIPS, yani Turkish Institute for Police Studies programında Eğitimlerini tamamlamış olanlar, dünyanın çeşitli yerlerinde ‘’misyon’’ adı verilen görevlere gönderildikten sonra, asıl görev yapacakları yerlere gönderiliyorlardı. Şimdiye kadar misyon görevinden başarıyla ayrılan en fazla 6-7 kişiydi. Türklerin garip bir şekilde milliyetçi ve dini duyguları çok ağırdı. Üzerinde ne kadar işlem yapılmış olursa olsun, bir zaman sonra açığa çıkıyor ve görevi başarısızlıkla sonuçlandırıyordu.

 


Şimdi salonu dolduran 70 polis arasında da en fazla 2-3 başarı sağlayabileceğini biliyordu. Ancak Graham Fuller’in emri kesindi. ‘’1 kişi bile 1000 kişiyi etkiler Mr.Cannon!’’ demişti. Önündeki dosyada da sadece 2 isim tavsiye diliyordu. Tavsiye eden kişi Başkan ‘ın sözcüsü, CIA ‘nın ortadoğu uzmanı Michael Rubin ‘di. Enstitüden mezun olduktan sonra polisler, misyon görevlerine Rubin ‘in yönlendirmeleriyle çıkarlardı. Elbette bu polislerin amerikan eğitim sistemine gönül verdikleri söylenemezdi. Hemen hemen hepsi Pensilvanya’dan tembihli idi. Joseph A.Cannon son konuşmasında bundan bahsetmek istedi:

-Biliyor musunuz baylar? Ben bir Mormon’um. Mormonluğu duymuş olanlarınız var mı bilemiyorum.. Zira hristiyan olmamıza rağmen, hristiyan dünyasının dışladığı bir grubuz. Peygamber Joseph Smith Mormonluk kitabını oluşturduğunda, bilinen hristiyanlık dünyası bizi dışlamıştı. Biz de İsa Mesih’e inanıyoruz oysa.. Ancak onlar gibi anlamıyoruz sadece.. Bize göre teslis inancı tamamen yanlış yorumlanıyor. İsa Mesih geleneksel hristiyanlıkta, Baba Tanrı’nın ruhani oğludur. Dolayısıyla tanrısallık atfederler. Biz ise İsa Mesih’in, hem ruhani hem de biyolojik olarak Tanrı Baba’nın oğlu olduğunu görüyoruz. Oysa temel hristiyan öğretileri sadece politeizm suçlamasından kurtulmak için inanç sisteminin ortasına oturtuyorlar İsa Mesih’i..

Polis öğrencilerden birisi el kaldırarak söz istedi. Cannon sevecen bir tavırla başıyla onayladı. Ayağa kalkan genç adam akıcı ingilizcesiyle konuşmaya başladı:

-Özür dilerim efendim. Yanlış bilmiyorsam, mormonluk ile temel hristiyanlık arasında fark bu kadarla sınırlı değil. Sizler trineteryan bir teolojiyi savunuyorsunuz. Ezelden beri yaratılmış ruhların gökte asılı durduğu ve bu ruhların bedenleşerek tanrısallaşma yolunda gelişim gösterdiğine inanıyorsunuz. Şu halde hristiyanlığı çok tanrılı olmakla suçlamanız garip değil mi?

Cannon bu Türk polisinin zekasına hayran kalmıştı.
-Öğrendiklerinizi benim üzerimde kullanmak istiyor gibisiniz bayım. Psikolojik eğitimlerinizi bir kenara bırakarak, soruyu gerçekten merak ettiğinizi varsayarak cevap vereceğim. Geleneksel hristiyanlıkta tanrı üç şahıstan oluşmuş tek bir tanrı varlıktır. Biz ise  Baba Tanrı, İsa ve Kutsal Ruhun tanrılıkta bir olan amaçta birleşmiş, ayrı varlıklar olduğunu savunuyoruz. Biz bunu baştan beri kabul ediyoruz ama geleneksel hristiyanlık bir çıkmaza sürükleniyor. İsa tanrı mı? Tanrının oğlu mu? Peygamber mi? Yoksa sadece bir insan mı?

Genç polis tekrar söze girdi:
-İncil’de birleşiyorsunuz ama değil mi?

Cannon hemen cevap verdi:
-Kitabı Mukaddes ’in, doğru tercüme edildiği sürece tanrı tarafından esinlenmiş olduğunu kabul ediyoruz. Ancak bazı insan hatalarını ihtiva edebilir. Mormon kitabı, Paha Biçilmez İnci, Öğreti ve Antlaşmalar adlı manevi kitaplarımız bizim külliyatımızı oluştururlar.

Genç Polisin konuya meraklı olduğu her halinden belliydi. Tekrar el kaldırıp sorusunu sordu:
-Neden tercüme edilmiş onca incil dururken, kendi tercümenizi yazıyor ve bu külliyatınızı kutsal kitabınızdan daha önde görebiliyorsunuz? Neredeyse kutsal incil’e değil de, Mormon kitabına inanıyorsunuz.. Hristiyanlığın sizi dışlaması normal değil mi?

Cannon politika konusunda dersler veriyordu. Ancak bu konu onun uzmanlık alanıydı. Utah’taki Mormon cemaatinde önemli bir yere sahipti. Dedesi Joseph Gurney Cannon, bir politikacı, Cumhuriyetçi Parti lideri olduğu kadar, mormon cemaatinin de önderlerindendi. Bizzat vaftizini yapan kişi de oydu.

-Sorunuza soruyla karşılık vereceğim bayım. Sizce aynı hatayı mı yapıyoruz? Yoksa aynı doğruyu mu? diye sordu.

Genç Polis anlam verememişti. Arkadaşlarına baktı.

-Anlayamadım efendim, diyebildi.

Cannon gülümsemesini bozmadı:
-Sizin cemaatiniz de bir külliyat okuyor değil mi? Bu külliyatın kutsal kitabınız Kuran’ın tercümesi olduğunu söylüyorsunuz. Onu o kadar fazla okuyor ve okutuyorsunuz ki, neredeyse Kuran’a değil de külliyata iman ediyorsunuz diyeceğim.. Anlatabiliyor muyum? Joseph Smith’in kitabını okumak ile Said Nursi kitabını okumak arasında metod farkı yok gördüğünüz gibi.. Bugün size politika dersi anlatmak yerine, neden mormonluk hakkında bahsettiğimi anlamışsınızdır umarım. Bizler birbirimize çok benziyoruz aslında.. 
Cemaatlerimizin bir çok konuda paralel düşündüğü şu an burda birlikte eğitim alıyor olmamızdan da belli değil mi?

Polis öğrenciler birbirlerine bakıyor, kendi aralarında konuşuyorlardı. Joseph A.Cannon öğrencilerinin tamamına hitap etti:
-Pekala baylar.. Misyon görevleriniz için Bay Rubin’e yönlendirilmeden önce hazırladığınız tezlerden çok azınızın başarılı olduğunu söylemeliyim. Elbette bu bir kriter değil. Sizler buraya mezun olmaya geldiniz ve olacaksınız. Bu tezler, gelecekteki CV ‘niz için birer referans sadece. Önümdeki listede sadece 2 kişinin başarılı olduğu yazıyor. Mr.Uslu ve Mr.Aytac..

Polisler arasından iki kişi ayağa kalktı. Yan yana oturmuşlardı. Arkadaşları aniden alkışlamaya başlayınca, onlar da etrafındakilere gülümsemeye başladılar. Cannon alkışı eliyle durdurdu:

-Tebrik ederim baylar.. Mr.Uslu tez konunuzu bizimle paylaşmak ister misiniz?
Genç adam sakallı kısa boylu birisiydi. Her halinden utangaç birisi olduğu da açıktı.

-Şey efendim.. Pkk ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı Güvenliği.. dedi.

Cannon diğerine döndü:
-Bay Aytac?

Bu genç daha kendinden emin görünüyordu:
-DHKP-C Terör Örgütü’nün Eleman Kazanma Yöntemleri.. dedi.

Cannon önündeki dosyayı kapattı ve çantasını toparladı ve şöyle dedi:

-Misyon görevlerinizde başarılar gençler.. Burada da başarılı olursanız, cemaatiniz adına en önemli görevlere verileceksiniz..

EDIT:


Enstitü 1 için tıklayın

Enstitü 3 için tıklayın
koddostu facebook koddostu google+ koddostu twitter
Paylaş
Uyarı
Blogda yazılan herşey gerçeklere dayalı kurgu teorilerdir. Telif hakkı içermez. Dilediğiniz gibi kopyalayabilir, kaynak göstermeden kullanabilirsiniz.

@nushirevan